collapse
vahşi doğanın kralları

Kralnetci.Com, kral, kral netci, programlar, oyunlar, eglence, siir edebiyat, resimler, ask, manzara resimleri, guzel sozler, msn, hotmail, nokia, siemens, motorala, samsung, cep telefonlari, video, sinema, programlama, php dersleri, asp dersleri, html dersleri, windows xp, linux isletim sistemi/vahşi doğanın kralları => ASLANLAR HAKKINDA BİLGİLER İnsanların keşfi ile “vahşileşmiş” bir tabiattaki son asalet örneği, en vakur hayvanlar

Gönderen Konu: vahşi doğanın kralları  (Okunma sayısı 588 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oYuNCaK

  • Seviye Dört
  • ****
  • İleti: 339
  • REP 12
  • içime sinesine kollarına geldim bak...
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
vahşi doğanın kralları
« : 26 Eylül 2008, 02:33:47 Cum »















ASLANLAR HAKKINDA BİLGİLER

İnsanların keşfi ile “vahşileşmiş” bir tabiattaki son asalet örneği, en vakur hayvanlar kediler. Ve kedilerin içinde diğerlerinden ayrılan aslanlar... Asla hayıflanmayan, ölümü bile sessizce bekleyen asil bir türün görkemli temsilcileri.

Aslanlar sadece ihtişamlı görüntüleriyle değil, sosyal gruplar halinde yaşayan tek kedi türü olmaları dolayısıyla diğer büyük kedilerden ayrılırlar. Görünüş olarak aslan güçlü yapılı, kaslı bir kedidir. Tüyleri kısadır ve genelde tek renk olur. Özellikle dişilerde göbekleri beyaz renkli tüylerle kaplıdır. Kulakların arkası ve kuyruğun ucu koyu kahverengi ya da siyah olur. Erkek aslanların en ayırt edici özelliği kuşkusuz yeleleridir. Bu yeleler uzun, kalın tüylerden olurşur ve renkleri açık kahverengiden koyu kahverengiye kadar çeşitlilik gösterir. Ergen bir erkek yelesini yaklaşık 18 aylıkken çıkartmaya başlar ve kedinin yetişkinliğe eriştiği 5 ay boyunca da uzamaya devam eder. Tamamen yetişkin bir erkeğin boyu 3 metreye kadar uzayabilir ve ancak kaplan ırkının büyük türleri bu ihtişamı geçebilir.

Meşhur “Ormanların kralı”, bilimsel adıyla Panthera Leo, aslında ormanlarda pek görülmez; bunun nedeni doğal yaşam alanının avları olan zebra, zürafa ya da antilopların bulunduğu açık ovalar veya otluk savanalar olmasıdır. Ayrıca bal rengi tüyleri bu ortamda mükemmel bir kamuflaja sahip olmasını da sağlar.

Aslanların kendi kabilesi vardır. Bu topluluk normalde bir baskın erkek lidere sahiptir. Bu erkek, diğer yetişkin dişiler üzerinde cinsel haklara sahiptir. Aslanın ailesi 6 ila 8 kadar birey olabileceği gibi 30-40 kedilik bir topluluğa kadar büyüyebilirler. Tabii ki, bu gurupta tek lider yetişkin erkektir. Diğer kediler yetişkin olmayan dişi ve erkekler, yetişkin dişiler ve yavrulardan oluşur. Bir yavru, 2 yıl içinde yetişkinliğe ulaşır ve kabilesinin reisine meydan okur. Bu dramatik çağrı karşısında lider kayıtsız kalmaz ve kıyasıya bir mücadele başlar; sonucunda da genç aslan ya o gurubun lideri olur ya da kovulur. Kovulmuş olan aslanlar kendilerine bir aile kurabilecekleri başka bölgeler aramaya çıkarlar. Orada yine meydan okurlar ve bu döngü böyle sürer gider.

Aslanların bu benzersiz kabilesinde lider erkeğin otoritesi çok büyük önem taşır ve topluluğu bir bütün halinde tutar. Eğer bu aslan zayıf ve kabilesini leopar ya da çakal gibi diğer etoburların saldırısından korumakta başarısız ise topluluk içinde (özellikle dişiler arasında) huzursuzluk ve gerilim artar; bu da dişilerin yavrularını ihmal etmesiyle ve de kaçınılmaz olarak yüksek ölüm oranlarıyla son bulur. Gelin görün ki, güçlü, gözü pek, akıncıları püskürtmeye her an hazır bir erkek, dişilerin keyiflerince dinlenip birbirlerinin yavrularıyla ilgilenebilecekleri güvenli bir kabile ortamı sağlar.



Doğuştan Avcılar

Şanlı erkek aslanların bu karizmatik liderliğine rağmen, iş avlanmaya geldi mi ipi dişiler ele alır. Erkekler minik adımlarla köşelerine çekilip objektiflere poz verirken dişi aslanlar genellikle sabahın çok erken saatlerinde guruplar halinde ava çıkarlar. Artık vakit av vaktidir, vakit organizasyon vaktidir.

Çoğunlukla avcılar bir antilop ya da zürafa sürüsünün etrafında çember oluşturup sürü içindeki en zayıf ya da genç olanı seçerler. Daha sonra planları gereği o kurbanı sürüden ayırıp çevirirler. Hep birlikte çalışırlar. Bir kısmı pusuda beklerken diğerleri avı sıkıştırır. Sonra da ölüm darbesi gelir...

Öldürme işlemi genellikle ön patiden kurbanın boynuna gelen bir darbe şeklinde ya da kurbanın sırtına atlayıp kemiğini kırmak, sonra da boğazını ısırıp nefesini kesmek suretiyle olur. Tüm kedilerin “kralları” olarak bu işi en iyi aslanlar yapar. Yemek vakti gelince tüm aile bu ziyafete katılır ve avı paylaşır. İnanışa göre bazen katı bir hiyerarşi uygulanır, yani önce erkek, sonra dişiler en son da yavrular yer. Yavruların avın önünde yiyecek için birbirleriyle mücadele etmesi aslanların eğitiminin çok önemli bir parçasıdır. Yiyecek paylaşımı konsepti aslanların değişik sosyal kurallarının bir özelliğidir. Diğer kedi türlerinde yiyecek paylaşımı aforoz edilmiş bir durumdur.

Bir aslan kabilesinin yemek ihtiyacını karşılayabilmesi için büyük bir alana ihtiyacı vardır. Bu durum yüzünden ancak tüm bireyleri birlikte çalışarak bu talebi karşılayabilir. Eğer etrafı kasıp kavuran zor günler yaşanıyorsa, aslanlar leşçilik yapabilir ve hatta ot ya da böcek yiyebilir. Tür için çok büyük bir şansızlık olarak çiftlikler onların yaşam alanlarına yaklaşmaktadır. Oradaki çiftlik hayvanları aslanlar için kolay bir av olurlar, ve sonuç olarakaslan akıncılar vurularak öldürülür.

Üreme

Aslanların muhteşem bir cinsel performansa sahip olduğu bu türü ilk gören yerlilerden beri süre gelen bir inanıştır. Tabii, belgesel kanallarında yayınlanan erkek & dişi aslan görüntüleri bu durumu şüpheye mahal bırakmamacasına onaylar gibidir. Bir gözlemci aynı erkek ve dişi aslanın 55 saat içinde 100 kez çiftleştiklerini, ve her bir seansın (!) 21 saniye sürdüğünü iddia etmiş. Gebelik dönemi 15 ila 16 hafta arasında sürer ve genellikle bir-dört arası yavru dünyaya gelir; fakat zaman zaman en fazla yedi kedi yavrusunun da doğduğu olur.

Dişi aslan annelik rolünü hemen benimseyerek kendisini doğum için sürüden ayırır ve suya yakın bir yerde yuva yapar. Doğumdan sonra sürüye ancak yavrular üç haftalıp olup yürüyebilince dönerler. Sürüdeki tüm sütü olan dişiler yavruların emzirilmesinde ve ilerleyen zamanlarda av eğitiminde tam bir iş bölümü içerisinde olurlar. Tüm büyük kedi türleri gibi, yavrularda ölüm oranları ne yazık ki yüksektir. Yavruların sadece üçde ikisinin ilk birkaç günde sağ kalabildikleri ve bunların ancak yarısının bir yaşına kadar yaşabildikleri tahmin edilmektedir. Bu gerçek de aslanların ve diğer büyük kedilerin ne kadar özenle korunması gerektiğini bir kez daha gösteriyor.



Doğal Yaşam Alanları


Tarih önceki çağlarda aslanlar güney Avrupa, Afrika ve güney Asya’ya yayılmışlardı; ama artık sadece Afrika, Sahara’nın güneyi ve az bir miktarda Hindistan’ın kuzey-batısında sınırlı bir alanda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Hindistanda “Gir Ormanı” adı verilen yerde yaklaşık 250 aslana 1966 yılında bir koruma alanı kuruldu. 1850’li yıllarda aslanlar Hindistan’ın her yerinde görülebiliyordu. Fakat çiftçilerin ve büyük hayvan avcılarının aktiviteleri yüzünden sonraki yüzyılda sayıları çok hızlı bir şekilde azaldı. İngiliz Lord Curzon, 1898-1905 yılları arasında sömürgeleştirilmiş Hindistan valisi iken bu aslanların korumaya alınmasını emretti. (Bir dip not olarak, kendisini baskıcı ve emperyalist görüşleriyle Kurtuluş Savaşı’ndan ve sonraki Lozan başarısızlığı ertesi mecburi emekli oluşundan hatırlayabilirsiniz.)


O zamanlar Gir Ormanı’nda sadece birkaç ayrı birey olan aslan kalmıştı. Bu plan esnasında Afrika’dan aslanlar getirtilerek ve avlanma yasağı konularak tekrar bir miktar çoğalmaları sağlandı.

Başka yerlerde aslanlara ne yazık ki böyle bir koruma sağlanmadı – kendi kaderlerine terkedildiler. Son Barbary aslanı – yeleleri vücudun çoğunu kaplayan özellikle güzel bir Kuzey Afrika alt türü – 1922 yılında vurulup öldürüldü. 1991 gibi yakın bir geçmişte ise Namibya’nın kıyı şeridinde yaşayan bir aslan kolonisi yok edilene kadar vuruldu. Var olduğu coğrafyayı ve doğal hayatı yok eden insanlığın sonu ne olacak?

Efsanelere göre korkusuz ve vahşi olan Aslanlar, normalde oldukça sakindirler ve genelde yiyecek kaynağının bol olduğu bölgelerde sessiz sakin bir hayat ararlar. Eğer açlarsa daha cesur olurlar, ama genelde insanların yollarından uzak dururlar. Geçmişte insan yiyen aslanlar hakkında pek çok öykü anlatılmıştır, fakat bunlar genellikle çok daha atik olan canlılar için düzenlenen avlara katılamayan yaşlı aslanlardır.



Afrika Aslanı (Panthera leo)



Nesli tehlikede......(VU) IUSN
Sınıfı...............Memeli
Takımı...............Carnivora
Erkek................180-190 kg
Dişi.................120-130 kg
Yaşadığı yer.........Afrika’nın kuzeyi ve kuzey batısı hariç tümü
Yaşam süresi.........15-18 yıl
Yediği hayvanlar.....Geyik ve antilop türleri, zebra, buffalo, diğer küçük hayvanlar



“Kral aslanı gün ağarmadan önce tedirgin eden ayın altında eve dönüş yolunda ilerlerken görmüştüm. Yüzü hala kulaklarına kadar kıpkırmızıydı”
Isak Dinsen (Out of Africa)

Ormanlar kralı olmanın ayrıcalığından değil elbette ama soyları, kaplan, leopar ve çita’ya oranla daha güvende. Bunun nedeni ise; hala kaçak olarak avlanmalarına rağmen bugün artık Afrika’nın bir çok ülkesinde eko turizmin ciddi bir iş ve gelir kaynağı olması. Yani eko turizm sayesinde dirileri ölülerinden daha çok getiri sağlıyor.
Afrika’da yapılan safarilerde her yaştan insan, yüklü miktarda bir bedel ödeyerek ulusal parklarda ya da kişisel arazilerde safariye çıkıyor ve onları doğal ortamlarında izleyebiliyor. Aslanların soyu da bu sayede korunmuş oluyor. Bir çok diğer hayvan için de aynı koruma yolu geçerli hale getirilmeli diye düşünüyorum.

Aslanlar günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyorlar. Bu süre ise yaklaşık günde 16 saati buluyor. Aslan geceleri, sabah ve akşam serinliğinde çok farklı davranışlar sergiliyor. Sabah ve akşam serinliğinde aktif olan aslanlar gündüz saatlerinde sürekli uyuyorlar. Onların gece ve gündüz arasındaki davranışları tamamen farklı bir karakter olarak izlenebiliyor.
Sosyal gruplar halinde yaşayan aslanlar ‘en büyük sosyal kedi’ olarak tanımlanıyor. Onların bu sosyal gruplarına ise “pride” adı veriliyor. Tüm vahşi kediler gibi aslanların da en temel davranışları bile yaşadıkları ortama göre değişkenlik gösterebiliyor. Gündüzleri genellikle, hep birlikte uyuyan aslanlar, havanın serinlediği saatlerde ise avlanma hazırlıklarına başlıyor. Ve birlikte avlanıyorlar. Her biri tek tek, ava farklı yönden yaklaşıyor. Bu işi de genellikle dişiler yapıyor. Aslanlarda yalnız avlanma çok ender ve başarı oranı 1/6’dır. Grup halinde ise bu oran1/3 tür.



Bazen genç erkekler, beraber avlanan küçük gruplar oluşturabilirler. Aslan, avına yaklaşık 20 metre mesafeye kadar sürünerek yaklaşır. Saldırıya geçtiğinde ise 200-300 metre boyunca avını ortalama 58 kilometre hızla kovalar. Yaşadıkları coğrafyaya ve avın türüne göre saldırı tarzı bile değişebilir. Mesela impala avında her aslan avını kendi seçer. Botswana’daki Kalahari çölünde aslanlar gemsboklar için bir başka yöntem kullanır. Önce arkadan ısırıp öne doğru silkeler ve omurganın narin bir yerden kırılmasını sağlayarak avını sakatlar. Oysa diğer yerlerde aslan avını gırtlağından ısırarak veya burnunu ağzıyla kapatıp boğarak öldürür. Yalnız gezen yaşlı erkekler kirpi yerler. Ve bu nedenle yüzlerinde kirpi dikenlerinin açtığı yara izleri vardır. Yine Kalahari çölün’de yaşlı erkekler kirpi avcılığı konusunda diğer bölgelerdeki aslanlardan farklı olarak ustalaşmışlardır. Zaman zaman leş de yiyen aslanlar yemek yerken oldukça agresifdir. Erkekler bir seferde 35 kg yerken dişilerde bu miktar 22 kg’dır. Afrikadaki en büyük vahşi kedi olan aslanların ağırlığı en çok 190 kg civarındadır. Ama Serengeti ve Etosha aslanlarının 260 kg ağırlığa ulaştıklarıda görülmüştür.

Yavruların ölüm nedeni genellikle açlıktır. Bazen bu ölümlere, anne aslanla çiftleşmek isteyen diğer genç aslanlar da neden olur. Dişilerin çiftleşebilmesi için salgıladıkları bir koku vardır. Bu, onların çiftleşmeye hazır olduğuna işarettir. Fakat süt emziren anne bu kokuyu salgılayamaz. Çiftleşmek isteyen genç erkekler ise annenin bir boşluğundan yararlanıp yavruları öldürmeye çalışırlar. Başarırlarsa anne, sütten kesilecek ve 4 hafta sonra çiftleşmeye hazır olduğunu işaret eden kokuyu salgılayacaktır. Aslanların çiftleşmesi yaklaşık bir dakika sürer ve sona doğru erkek dişinin boynunu ısırır. Bunu bir saat içinde 4 kez tekrarlarlar. Yavru doğduktan 6 ay sonra sütten kesilir. Ama 3 aylıkken etle tanışır. Hatta izlediğim bazı avlarda yavru, avlanmış olan hayvanın gövdesinin içine girip karnını doyurup dışarıya çıkıyordu. Annesi ise gelip onun kandan kıpkırmızı olmuş tüylerini yalayarak temizliyordu. Bu davranışı ile ürkütücü olan yavru aslanlar başta da belirttiğim gibi gündüzleri tamamen farklı bir karakterde karşımıza çıkıyorlar. Günün sıcağında uyumaya çalışan diğer tüm aslanların kendileri ile sürekli oynamasını istiyorlar ve hiç birine rahat vermeyen birer yorulmaz oyuncu oluyorlar. Tüm diğer aslanlar tarafından reddedildiklerinde ise özellikle diğerlerine oranla kendilerine daha hoşgörülü olan annelerinin sabırlarını zorluyorlar.

4 ile 12 yakın akraba dişi ve onların yavruları ile 1-6 yakın akraba erkek bir pride oluşturabilir. Dişiler pride’ların kalıcı bireyleridir. Yaşadıkları ortamın beslenme ve güvenlik koşulları pride’daki aslan sayısını etkiler. Bu anlamda olumlu bir bölgeyi kalıcı olarak sahiplenirler. Ama ortamlarında göç eden avlarının olması, yemek kaynaklarının dağınık ve güvensiz olması sonucu oluşan dev boyutlardaki alanlarını korumaları giderek zorlaşıyor. Pride’ın tek hakimi erkek aslandır. Erkekler bir pride’a girerken de, bir pride’dan çıkarken de mücadele eder.



Bu pride’a dışarıdan gelen başka bir erkek aslan önce liderin göz hapsine girer, ardından bölgeyi terk etmemesi durumunda bir liderlik savaşı yapılır. Kazanan, dışarıdan gelen aslan ise bu artık onun pride’ı olur. Ve kendi gibi güçlü bir nesil yetiştirmek ister. Bu nedenle bir önceki liderden olma yavrular pride’da bulunuyorsa, bu yeni lider tarafından öldürülmeleri olasılığı vardır. Bir erkeğe ait birden fazla pride olabilir.
Afrika’da çıktığım tüm safarilerde en neşeli zamanlarım yavruların da bulunduğu pride’ları izlerken geçti. Sürekli bir hareket ve eğlence uzmanı olan yavrular, yetişkinleri sürekli rahatsız ederek adeta küçük çocukların yaptığı gibi büyüklerinin sabırlarını sınarlar.

Botswana’da, tanık olduğum bir av sahnesi buna çok iyi bir örnek oldu.
Sabaha karşı Savuti kanalının üzerinde buharlardan bir bulut oluşmuştu. Zebra ve wildeebest sürüleri ayağa kalkıp koşmaya başlayınca toz ve buhar bir başka diyara ***ürüyordu insanı. Sanki bir ressamın tablosunun içindeymişim gibi hissediyordum kendimi. Öylesine gerçek dışı ve etkileyiciydi. Oysa herşey gerçekti.

Sonra aslanlar çıktı karşımıza. Sabah serinliğinde hiç olmadıkları kadar hareketliydiler. Biliyoruz ki savanların en sosyal hayvanı aslanlar ve gruplar, daha doğrusu aileler halinde dolaşıyorlar. Bir grup zebrayı gözlerine kestirdiler. Belki aralarında yüz metre var tam kestiremiyorum dişi bir aslan pusuya yattı ama arkasında yavrusu onunla oynamak istiyor ve sürekli üzerine çıkarak debeleniyor. Aslında ilk cinsel deneyimi için alıştırma yapmaya çalışıyordu. Dişi aslan bir süre bu oyunlara ses çıkartmadı ama biraz sonra ani bir hareketle yavruyu üzerinden atarak iyice toprağa doğru yattı. Diğer dişi aslanlar ise hareketsiz kalmayı yeğliyorlardı. Aslında genellikle bir kaç ayrı yönden saldırmayı tercih ederler ama bu defa sanırım tembellik ağır basmıştı. Erkekler ise genellikle dişiler avı yakaladıktan sonra onu yeme safhasında katılımcı olurlar. Bu arada dişi aslan yerde gözlerini avından ayırmadan ve oyun konusunda ısrar ederek görünmelerine neden olabilecek yavrusuna rağmen büyük bir sabırla sürünmeyi sürdürüyordu. Bu, sürünerek yaklaşma süreci ben izlerken olduğu gibi her zaman geniş bir zamana yayılabiliyor. Biraz da dişi aslanın sabrı ile ilgili tabii. Ama uzun süre sabretmek genelde başarılı bir av ile sonuçlanıyor.

Öte yandan zebralar uzun mesafeyi asla net göremedikleri için yerdeki çalıların arasında sürünen bu aslanı asla farkedemiyorlar. Zira rüzgar da zebralardan aslana doğru esiyor ve bu ise her zaman olduğu gibi bir tarafın şansı diğerinin ise şanssızlığı oluyor. Benim izlediğim av sahnesinde ise dişi aslanımız ise gerçekten sabırlı çıktı. Yavru sonunda oyundan vazgeçmiş durumdaydı. Aslanlar genellikle avlarına arazi nasıl olursa olsun en azından 15 metre yaklaşana kadar bekliyorlar. Sanırım benim bildiğimi bizim dişi aslan da biliyordu ve doğrulayacaktı. Çalıların yüksekliği nedeni ile onu gözden kaybetmeye başlamıştık. Ve bu boşluktan yararlanarak avın başlayacağını tahmin ettiğim yere doğru ilerledik. Daha doğrusu avı izleyebilmemiz için uygun olan ama ne aslanı ne de zebraları aracımızın hareketi ile ürkütmeyeceğimiz bir yer belirleyip, orada tekrar kontağı kapatıp uzun bekleyişe başladık...

Fakat aslan benim tahminimden daha akıllı ve sabırlı çıkarak uzun bir yol katederek zebraların arkasına dolaşmayı yeğledi. Bizi hiç umursamadığını da belli etmişti. Çünkü biz de oradaydık. Ama onun da hiç ummadığı bir şey oluyor ya da zebralar bu defa koku alıyorlar ve yönlerini değiştirip tam tersi yöne doğru yavaş yavaş ilerliyorlardı. Bunu gören dişi hemen saldırıya geçti ama bu başarısız bir atak oldu. Zebralar kurtuldular. Dişi ise onlara, nasıl kaçırdım dercesine arkalarından uzun uzun baktıktan sonra ağır adımlarla diğer aslanların yanına doğru ilerlemeye başladı. Annesinin yaklaştığını gören ve işi sadece oyun olan yavru ise bu duruma sevinerek ona doğru hareket etmeye başladı.

Zebralar nefes nefese ve soluk alışlarını duyabiliyorduk. Yaşıyor olduklarına seviniyorlardı. Çünkü bu gün şans onlara gülmüştü. Ama belki yarın böyle olmayacak ve yaşlı, güçsüz bir tanesi aslanların yaşamını sürdürebilmesinin bir günlük bedeli olacak. İşte vahşi doğa! Ama bana yine de bizim yaşamımızdan daha vahşi gelmiyor tüm bunlar. Çünkü hiç bir aslan karnı tok olunca avlanmaz ya da aynı anda birden fazla zebra avlamaz. Sadece gerektiği zaman ve yeterince. Oysa bizim yaşamımızdaki aç gözlülük çok daha uzun yazılara konu olabilecek durumda...
Vahşi doğa’da bunu sık sık olmasa da görebilmek mümkün ve ben Savuti kanalında şanslı biri olarak bir kaç kez izledim. Ve hep doğa bana bir şeyler öğretti. Sanırım benim gibi giden herkese öğretti ve öğretmeye devam edecek. Dilerim hiçbirimiz bu öğretiyi reddetmeyiz. Çünkü doğayı hissederek bize öğrettiklerini anlamak yerine onu bize, bedeli ağır dersler vermeye zorluyoruz...

 

BEN HAYATI ÇEVRİM DIŞI YAŞIYORUM HAYAT BENİ ENGELLESE NE OLUR



Çevrimdışı tikir

  • Seviye Üç
  • ***
  • İleti: 102
  • REP 0
  • hayata anLam yükLüyorum ıııııııı[]ıı %99
    • MSN Messenger - derbeder_ogrenci@hotmail.fr
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: vahşi doğanın kralları
« Yanıtla #1 : 26 Eylül 2008, 09:07:31 Cum »
çok vahşice olmuş ya ürkütücü  :kahve:

Çevrimdışı ByPckopaTKraL

  • Seviye Beş
  • *****
  • İleti: 542
  • REP 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: vahşi doğanın kralları
« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2008, 15:13:33 Çrş »
Seni Seviyorum baco be  çok güzel bir konu ve çok güzel resimler :)

Çevrimdışı KaRaMeLeK

  • Seviye Altı
  • ******
  • İleti: 800
  • REP 50
  • ×●×●×CLean FamıLy qirL×●×●×
    • Profili Görüntüle
Ynt: vahşi doğanın kralları
« Yanıtla #3 : 15 Ekim 2008, 19:08:58 Çrş »
ayyy aslanlar payLaşım için sağoL
ßn KüJüq ßı qıJım ßnım 0yunJaqLarımı aLırSanızZ SızınLe qöTü 0ynRmm !!


                                              Linkleri Görebilmek İçin Üye Olun Yada Giriş Yapın

Tags: